MUHAMMET EMİN 的个人资料GüNeŞ_DoĞdU_ArTıK_BaTıLa...照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
10月25日 TÜRK TELEKOMDAN BÜYÜK DOLANDIRICILIK İŞTE ÖZELLEŞTİRME BUDUR..1 KASIM 2008 GÜNÜ SABİT TELEFONLARI SUSTURUYORUZ.
BU DEMOKRATİK HAKKIMIZI KULLANARAK BİZİ SOYANLARA EN AZINDAN BİR GÜN BİLE OLSA DUR DİYORUZ.
BU POSTAYI BÜTÜN TANDIIKLARIMIZA GÖNDERELİM
UNUTMAMAMIZ İÇİN TEKRAR BİLE GÖNDEREBİLİRİZ.
TÜKETİCİ KORUMA DERNEKLERİNİN ÖNCÜLÜĞÜNDE 1 KASIMDA SABİT TELEFONLARLA GÖRÜŞME YAPMIYORUZ.
BİR GÜNLÜK BU PROTESTO TELEKOMA OLDUKÇA AĞIR BİR CEZA OLACAK.
BU POSTAYI BİR BAŞKA KİŞİYE GÖNDERMENİZ SADECE 2 DAKİKANIZI ALIR.
VE BU 2 DAKİKA BİZLERE ÇOK ŞEY KAZANDIRIR.
ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.
Bir ev telefonundan 3.90 YTL lik görüşme yapılıyor. Telefon faturasının TOPLAM tutarı 19.25 YTL oy oy oy bu ne.
Bu ne biliyor musunuz? Kış uykusuna pardon kış uykusuna değil koyun uykusuna yatırıldığımızın aslında yattığımızın resmidir. Sabit ücret: 10,43 Ytl.. bu rakam her konuşsanda konuşmasanda faturana yansıtılıyor... Kdv matrahı : 14.54 bu ne anlam taşıyor vallahi billahi bilmiyorum.
Katma Değer Vergisi : 2.62 üsteki kdv ile alttaki sanki aynı biri diğerinin kısaltılmış hali. Neden ikisi de kısaltılmış olarak yazılmamış. Yada ikisi de uzun hali ile yazılmamış Özel iletişim vergisi : 2.18 -------------------------------------------------------- Toplam uyuma Parası : 19.25 Aslında Telekom Panikte. Çünkü vatandaş uyanıyor. Sabit telefonlar birer birer iptal ediliyor. Bu nedenle reklâmlara başlamış Telekom. Ama yılda 2 milyar dolar kar yapıyormuş Telekom. ……………… Şimdi ünlü komedyen standalp uzmanı bu özelliğini halkı kandırmak için kullanıyor. CEM YILMAZ bu işten iyi para kazanmışa benziyor. (YENİ NUMARASI 11811) Kontrol ettik, 118 den bilinmeyen bir numaranin ögrenilmesi icin en az 60 saniye gerekiyor. Yani 8 kontor. Baska bir deyisle eski parayla dörtmilyonücyüzyirmibin TL.
Bir numara ögrenmek için Lübnanli sirkete bu kadar para ödüyorsunuz. Türk Telekom Soygunu 118 ve 133 e dikkat !..
Turkçede buna resmen soygun hatta dolandiricilik denir. Özel Türk Telekom Servisleri Servis Numarasi ve kontur fiyatlarini okuyun da milletin nasil gizlice soyuldugunu gorun . Bu numaralar 110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155, 156, 158' 'i ararsaniz ücretsiz 113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180, 181' 'i ararsaniz 60 saniyede atacak bir kontur icin icin 72.000TL .. 185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172, 173, 178, 182, 183, 184' 'u ararsaniz,15 saniye icin 288.000 TL. Simdi SIKI durun !.. 118' 'i ararsaniz 8 saniyede bir atacak kontur icin tam 540,000 TL, v! e 133' ' u ararsaniz 3.6 saniyede atacak bir kontur icin 1.200.000 TL, Dikkat ederseniz bilinmeyen numaralari aradiginizda dakikalarca bekletirler. Sürekli olarak banttan ' hatlarimiz dolu bekleyin' talimati verirler. Buna resmen dolandiricilik denir.. Turkiye''de
bilinmeyen numaralari sormanin bu kadar pahali oldugunu Kim biliyor? Insanlarin bilgilenmek icin kullandiklari ve dunyanin her
yerinde bedava olan bu kamu yararina hatlarin fahis fiyatlarda olmasi talimatini kim verdi?. Bu yazidan sonra hala bilinmeyen numaralari aramak istiyorsaniz cebinize dikkat edin. Türk Telekom'un konusma ücreti/dakika 81.400 TL. oldu. GSM sirketlerinde bu rakam neredeyse benzer. 99.846 TL. Evden Cebi ariyorsaniz ödeyeceginiz 407.000 TL . Oysa GSM'den evi ararsaniz dakikasi 297.521 TL. Yeni patron getirdigi 'Milli Güvenlik riski' yaninda Türk Milletini de 'APTAL' yerine koyuyor anlasilan. LUTFEN PROTESTO EDIN. BU MESAJI OLABILDIGINCE YAYARAK YENI FIYAT POLITIKASININ DA BILINMESINI SAGLAYIN... 10月9日 Türkiye Şehidine Sahip Çık!!!!!!!!
Türkiye Şehidine Sahip Çık!!!!!!!! Askerden Vasiyet
ARTIK BU ÖZELLİŞTİRMELER ÇOK OLMADIMI SİZCE??Ya hu…
biz ne kadar da özel(LEŞTİRİL)mişiz Ô Ô Ô Türk Telekom, Arap'ın. Telsim İngiliz'in. Kuşadası Limanı İsrailli'nin. İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. . Araç muayene işi Alman'ın. Başak Sigorta Fransız'ın. Adabank Kuveytli'nin. İETT Garajı Dubaili'nin. Avea Lübnanlı'nın. Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık.. Ermeni...) 9 TRiLYON DOLAR... BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN. VEBOR İŞLETMELERİ ETİBANK BÜNYESİNDE....
KONULAN FİYAT 40 MİLYON $. YASADIĞIN BARI ÜLKENİ SORGULA..... ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! .. Arabayi bor madeniyle calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti. TÜRKİYE, dünyada bor rezervinin yüzde 70`ine sahip ve uluslararasi teroristler Türkiye HANİ OSMANLI NIN TORUNLARI İDİK NE OLDU BİZE??
OSMANLI'NIN Torunları Nerde??? Irak'ta 1.5 milyon insan öldü. Güney bölgelerde erkek nüfus gözle görülür şekilde azaldı. İslâm dünyasının mazlum milletleri soruyorlar: "Osmanlı'nın torunları değil misiniz?" diye. Niye böyle bir bekleyiş, böyle bir teveccüh var? Bu teveccühün sebebi aynı zamanda küffarın onmaz Türk düşmanlığı'nın sebebi. Osmanlı, Osmanlı'dan önce Selçuklu Türkleri küfür ordularına, Haçlı ordularına dünyayı dar ettiler. Dünyadaki zulmü kaldırmak için çalıştılar. Sömürmek maksadıyla değil, Allah-u Teâlâ'nın dinini yaymak ve adalet götürmek maksadıyla ülkeler fethettiler. Zâlimleri kılıçları ile boğdular. Endonezya'dan, Amerika'ya kadar ellerinin uzanabildiği her yere insanlık ve yardım gönderdiler. İspanyol soykırımından müslümanları ve yahudileri kurtarmak için gösterdikleri gayretler, İngiliz ambargosu altında açlıktan ölmek üzere olan İrlandalılara gönderdikleri yardımlar bilinen ve bilinmeyen daha nice adalet ve yardım seferleri bütün karalama ve kötüleme kampanyalarına rağmen dünya insanlarının belleğinde bir yerlerde duruyor. Zâlim zulmünü pervasızca sergiledikçe, insanlar "Osmanlı nerede?", "Osmanlı torunları nerede?" diye soruyor. Küffar bunu bildiği için Türk'ün elinden kılıcını almak için, bu milleti birbirine düşürmek için sinsi sinsi yaklaşık 10 yıldır büyük bir gayret gösteriyor. Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor. Bu milletin genlerindeki "Cihad" şevkini söküp atmaya çalışıyor. Bu küffar gayretlerine destek olanlar, yangına körükle gidenler aynı gaye doğrultusunda küffarla işbirliği yapanlar çok büyük bir zulme ortak olduklarını bilmelidirler. "Osmanlı" İdeali! Hiçbir alakası olmadığı halde "Roma" hayali kuran bir sürü devlet var. Binlerce yıllık tarihi olan, dünyaya nizam vermiş onlarca devleti kuran bu milletin gönlünde yaşattığı özlem bu kıytırık ülkelerin "hayâl"lerinin çok ötesindedir. Bu zamandan sonra kimse Osmanlı hanedanını Türkiye'ye getirip hadi padişahlığı yeniden kuralım diyecek değil. Ancak bu milleti millet yapan temel değerleri kaybetmemiş her bir müslümanın gönlünde "İlây-ı kelimetullah", "Dünyaya nizam verme", "Hak ve adaleti tesis etme" arzusu yatmasından daha tabii bir şey olamaz. "Osmanlı" kelimesi bu arzunun adeta terimleşmiş bir ifadesidir. Bir müslüman olarak bizim dünyaya ilgimiz de bundan ibarettir. Gâvurun doymak bilmez sömürge iştahı ile müslümanın Allah-u Teâlâ yolunda canını ve malını harcama gayreti arasındaki fark, hakikat ile dalâletin, gerçek ile sahte'nin, dünya ile ahiretin arasındaki fark gibidir. Gerçek ile sahtenin, hakikat ile dalaletin, adalet ile zulmün iyice birbirine karıştığı, karıştırıldığı bir devirdeyiz. Zâlim işgal ve vahşetini "adalet" maskesi altında icra ediyor. Şeytanın kuklası dalalet zümreleri "Hakikat"i temsil ettiğini iddia ediyor. Sahteler ve sahtekârlar ortalığı istila etmiş "Gerçek budur!" diye yutturmaya çalışıyor. Öyle karışık bir devir ki, akıl tutulmasına uğramamak neredeyse imkânsız. Tek bir yolu var: Allah-u Teâlâ'nın ipine sımsıkı sarılmak, aklını ve fikrini Allah-u Teâlâ'nın düsturları çerçevesinde yola koymaya çalışmaktır. Bu da bu karışık devirde Allah-u Teâlâ'nın yönettiği ve kendisine yönelttiği hakiki Allah ehlinin rehberliğinde mümkündür. Bugün yaşanan sıkıntıların büyük olması insanların dünya arzusu ile hareket eden, ahiretten nasibi olmayanların peşinden körü körüne gitmeleri yüzündendir. ÇAĞRI“ÇAĞRI”
BİZ HAKKIN VE ADALETİN YANINDAYIZ.
We are near the truth and justice.
BİZ ZULÜM KİMDEN GELİRSE GELSİN ZALİMİN VE ZULMÜN KARŞISINDAYIZ.
We are against of oppression and cruel people who behave cruelty.
BİZ ZALİMİN VE MAZLUMUN DİNİNE, IRKINA, SINIFINA, MİLLİYETİNE VE CİNSİYETİNE ÖNEM VERMEYİZ.
We do not mind the cruel’s and aggrieved people’s religion, race, class, nationality and sex.
BİZ MAZLUM HER KİM İSE, ZALİME VE ZULMÜNE KARŞI MAZLUMUN YANINDAYIZ.
We are near the aggrieved people whoever it is, to oppose the cruel and oppression.
BİZ ZALİMDE OLSA, İNSANA DÜŞMAN DEĞİLİZ ANCAK İNSANDAKİ ZALİMLİĞE VE KÖTÜLÜK DUYGUSUNA DÜŞMANIZ.
We are not enemy to human who is cruel too, but we are enemy to sense of cruelty and badness inside human.
BİZ İNSANI ZALİM VE MAZLUM YAPAN SEBEBLERE, SİSTEMLERE, İMKÂNLARA VE İMKÂNSIZLIKLARA SAVAŞ AÇTIK.
We have started the war for causes, systems, posibilities and imposibilities which make cruel and aggrieved human.
BİZ HAKSIZ YERE BİR İNSANIN ÖLDÜRÜLMESİNİ BÜTÜN İNSANLIĞIN ÖLDÜRÜLMESİ OLARAK GÖRÜYORUZ.
if someone is killed due to inequity, we think all humanity is killed.
BİZ ZALİMLERİN KORKAK OLDUKLARINI BİLİYORUZ.
We know all cruel people are cowardly.
İNANIYORUZ Kİ, ZALİMİN ZULMÜ SONUNDA MUHAKKAK KENDİNE ULAŞIR.
We believe that certainly oppression of cruel people reach to himself at the end.
VE BİZ ASLA HAK’TAN VE HAKİKATTEN AYRILMAYACAĞIZ.
We do not ever leave GOD and REALITY.
BİZ TÜM BUNLARA “ÇAĞRI’’ YIZ.
We are INVITATION for all of them.
BİZ IRAK’IZ ,BİZ FİLİSTİN’İZ……
We are IRAQ, we are PALESTINE…
BİZ İNSANIZ.
We are HUMAN 9月17日 !!!!! WAR !!!!'' Bekle Bizi israil beklediğin her yerde ...bekle bizi israil beklemediğin her yerde ..."
İSRAİL
Özgürlüğü perdeleyen, simsiyah,kara kuru, kesif,gafil istin. seni silecek rahmetin adı kondu: FİLİSTİN. Yaramın üstünde yürümeyi öğretti
bana cellatın bıçağı. Yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi. Direnmeyi öğretti. Direnmeyi. YÜCEL SARPDERE FİLİSTİNLİ KIZIN FERYADI / PALESTINIAN GIRL www.umutfm.com/izle.php?id=11625 9月7日 KIYAMET ALEMETLERİ MUTLAKA BAKINİlahiyatçı yazar Mehmet Paksu "Kıyamet alametlerinin yüzde kaçı çıktı?" sorusunun yanıtını aramış. İlim ortadan kalkacak, cehalet yerleşecek. Sarhoşluk veren içkiler yaygınlaşacak. Çobanlar zenginleşerek bina yapımında yarışacaklar. Yüksek binalar artacak. Adam öldürme olayları ve fitne artacak. Elli kadına bir erkek düşecek derecede kadın nüfusu çoğalacak. Kadınlar sosyal konum açısından ön plana çıkarılacak. Kadınlar erkeklere benzemeye çalışacak. Erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla yetinecekler. Zina açıkça işlenir hale gelecek. Kötülük ve fuhuş yayılacak. Açıklık yayılacak, hayâsızlık çoğalacak. İnsanlar hayatlarından bıkarak ölülere imrenecek Allah allah diyecek kimse kalmayacak. Geceyle gündüz birbirine eşit hale gelerek kıyametin kopuş zamanı yaklaşacak Camiler süslenecek, ama ibadete önem verilmeyecek Cihad ve irşad faaliyetleri terk edilecek.
bir blog dahaKalemin ve kâğıdın kaldıramayacağı, harflerin ve imlânın taşıyamayacağı bir dert var içimde. Çilenin ifadesine kalksam, mübalâğa ölü doğar dudağımdan. Kelimeler tefritte çoğalırken ifratta can verir bütün mânâlar. Ancak yine de yazının bedenine ihtiyacım var. Ruh, kara mürekkebin ucunda şimdi...Keder, bütün zehirlerini sunuyor kadehime. Endişe, tüm zerrelerime varasıya dek kemiriyor hücrelerimi. Hüzünlerle örtülü gönül meclisimde sâkînin boynu bükük, peymânenin ateşi sönük... Ne dökülen meyin lezzeti var damağımda, ne de inleyen neyin ezgisi kulağımda... Derûnumda bütün ifâdeler tarifsiz ve bütün tarifler ifâdesiz... Nereye baksam acı, sancı, gam... Gün geçtikçe büyüyor kavgam. Âh ne yapsam? Ne yapsam da aralasam, aslında hiç kapanmayan kapıları... “Melâle âşina bir nesil” de gelse, bilirim, benim elemime lâl kesilir dilleri… Bilirim, ben yine kendimleyim. Gönül âyinemde kendimi seyrettim de, ahvâlim nihâyetinde tek kelime: Çile! Şimdi dolansam kırk zeytin ve bir testi su ile. Nâfile... Hani hikâyedeki gibi... Son haddine varasıya kadar suyla dolu bir bardağın üzerine konan gül yaprağı olsam. Girsem kapından. Âh ne yapsam? Ne yapsam da aralasam aslında hiç kapanmayan kapıları...Bunca dert ve onca kasvetten sonra kapanmayan kapıların son/ucundayım. Ey bana şahdamarımdan daha yakın olan Allah’ım! Şüphesiz Sen beni benden daha iyi bilensin. İnşirâh! Koca bir okyanusum, her damlası günah kokan bir suyum. İnşirâh!.. Yûnus diyor ya: Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı...
Tak etti bu gönül darlığı, dilimin tokmaklarına dayandı. İnşirâh! Yâ Allah! Hata ettim ve nihâyet Sen’in kapına geldim. Değil mi ki Sen; “Sen’in göğsünü açıp genişletmedik mi?” diyensin. “Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?”, “Sen’in şânını yükseltmedik mi?” kelâmını işitip de bir alev gibi titrememek, bir zelzele gibi kalbi titretmemek elde mi? Sevgili... Kelâmının her bir kelimesini kendine yâr edinen bu fakîr, kendini yalnız hissedebilir mi, ey Sevgili? Ben kendimi bıraktığımda bile beni bırakmayan ilâhî müjdeni sol yanımda taşıyorum. Yâ Mevlâ, dünyâ denen bu zindânda ancak böyle yaşıyorum. Hücremde... Kimse bilmez; sırrı ifşâ eden kamışların sesi her ân yankılanır içimin vâdîlerinde, gül kokusu getiren sabah melteminin âsûde esintileri yayılır içimin vâdîlerine. Kimse bilmez, bu dîvâne nasıl yaşar kalp kalesinde…Dünyâ bana büyük, dünyâ bana yük... Koca âlemi omuzlarıma, gönül âyinemi avuçlarıma koyuyor; ah yine de ağır basan ve cam kırıklarıyla parçalanan ellerimi kurtaramıyorum. Yaralarımı kendim saramıyorum. Soramıyorum sana ey her şeyimi, her zerremi bilen Rabbim... Ancak yine de bir cevap buluyorum kelâmında: “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.”
“Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.”
Gönüllerin DuasıAllah'ım Bana bir insanın elinden tutmadan önce, kalbinden tutmanın sırlarını öğret, Ya Rabbi! Allah’ım! Okuma, öğrenme, öğrendiklerimizi uygulama aşkımızı ,salgın ve saygın bir hastalığa dönüştür, Ya Rabbi! Allah’ım! Bizleri dünlerde kaybolmaktan muhafaza eyle, yarına kalabilenlerden eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Dinimizi dünyanın mehri yapmaktan, acıkınca da inançlarımızı yemekten cümlemizi muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Beni, beni benim önüme engel olmaktan, Beni, benim hayatımın kemirgeni olmaktan, Beni, bana yalan söylemekten muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Bakışımızı ibret, Sukutumuzu hikmet, Konuşmamızı sanat ve marifete dönüştür, Ya Rabbi! Allah’ım! Boşa bakanlardan, Boşa susanlardan, Boşa konuşanlardan eyleme, Ya Rabbi! Allah’ım! Zenginlerimizi hamiyetsiz, Fakirlerimizi gayretsiz, Alimlerimizi amelsiz, İdarecilerimizi adaletsiz bırakma, Ya Rabbi! Allah’ım! Kandillerimizi hakiki kandil, Düğünlerimizi hakiki düğün, Bayramlarımızı hakiki bayram eyle Ya rabbi! Allah’ım! Cehalet, zaruret ve ihtilafa karşı açmış olduğumuz ikinci kurtuluş savaşımızda bizleri mansur ve muzaffer eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Milletimizi,idarecilerimizin önüne engel olmaktan, İdarecilerimizi de milletimizin önüne engel olmaktan muhafaza eyle ya Rabbi! Bizlere devlet-millet bütünlüğüne ulaşmamızı nasip eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! İdarecilerimizin, feraset, merhamet ve basiretini, Halkımızın da hürmet, hizmet ve hamiyetini artır ya Rabbi! Allah’ım! Her sabah, güneşi üzerimize yeniden ışıklandırıp günümüzü pırıl pırıl aydınlattığın gibi, Her sabah, içimizdeki güneşi de, yeni ümitler, yeni hedefler ve yeni heyecanlarla üzerimize ışıklandır,Ya Rabbi! Allah’ım! Bizlere ilim açlığı ihsan buyur Ya Rabbi! Suya,ekmeğe olan iştahımız gibi, kıyamete kadar kapanmayan bir kitap okuma iştahı ihsan buyur, Ya Rabbi! Allah’ım! Hayatımızın her anında, namazda gibi, ilahi huzurda olduğumuz bilincinden ayırma, Ya Rabbi! Allah’ım! Semalarımızı bayraksız, bizleri hürriyetsiz, camilerimizi cemaatsız, cemaatimizi de ilim ve hikmetsiz bırakma, Ya Rabbi! Allah’ım! Çalışmalarımızı bir ibadet bilinci ve ibadet huzuru içinde yapmayı nasip eyle,Ya Rabbi! Allah’ım! Bizlere her daim, hem kavli, hem de fiili dua yapmayı nasip eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Dahili ve harici düşmanlardan sana sığındığımız gibi; cehaletin,tembelliğin,kapasite israfının şerrinden de sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Sistematik çalışmayı; en büyük zevkimiz, en tatlı lezzetimiz, en birinci yaşam ilkemiz haline getir Ya Rabbi! Allah’ım! Önce Hak’tan, sonra haksızlıktan korkmayı nasip eyle, Ya Rabbi! AMİNNNNN Bizim SözümüzBizim sözümüz DOSTA tatli DUSMANA kursundur NAMERTE hancer MERTE candir canimiz DOSTA feda DUSMANA beladir SEVDAMIZSA YUCEDIR NE ALINIR NEDE SATILIR Doğru Yol
Bermuda Sheytaan Üçgeni
8月31日 Riya"Ya göründüğün gibi ol veya olduğun gibi görün"
İhlas, gerek beden ile, gerek mal ile yapılan farz veya nafile bütün ibadetleri, Allah rızası için yapmaktır. Mal, mevki, saygı, şöhret kazanmak için yapılan ibadette ihlas olmaz, riya olur. Böyle ibadete sevap verilmez. Günah olur, azaba layık olur. Haram işleyenlerle, bid’at ehli ile, kâfirlerle, arkadaşlık, komşuluk edenlerin ihlasları kalmaz.
Riya kötü huylardandır ve bir şeyi olduğunun tersine göstermektir. Kısaca, gösteriş iki yüzlülük demektir. İbadetlerini göstererek, insanların sevgisini kazanmaktır
Sözleri veya ibadetleri riya ile olan kimsenin, din bilgisi varsa, buna Münafık denir. Din bilgisi yoksa, buna Din yobazı denir.
Hazret-i Ali buyurdu ki:
Abdullah-ı İsfehani hazretleri de; “İbadetin afeti; riya ile başkalarının işitmesi için ve Allahü teâlâdan başkası için yapmaktır” buyurmuştur.
Başkalarının sevgisine ve övmesine kavuşmak için, dünya işleri ile, onlara iyilik yapmak, riya olur.
İbadet yaparak Allahü teâlâdan dünya menfaatlerini istemek, riya olmaz.
Allah rızası için affedeni, Allahü teâlâ yükseltir.Müslim
Allah rızasından başka maksat için ilim öğrenen veya ilmini dünya menfaatine alet eden, Cehennemdeki yerine hazırlansın! Tirmizi En Münafık Günah: Gıybetgüzel konuşun ya da susun; YA HAYIR KONUŞUN YADA SUSUN
GIYBET
Gıybet, bûyûk günahlardan olup ; bir kimsenin aleyhinde incitici, küçük düşûrücü söz ve davranışları ifade eden ahlâkî bir terimdir.
Bir kimsenin gıyabında gerek onun şahsıyla ilgili maddî, manevî, bedenî ; dünyevî, ruhî, ahlakî ve dini kusurlarından söz edilmesi, gerekse onun çocukları, eşi, annesi, babası ve diğer yakınlarının kusurlarının anlatılması gıybet sayılmıştır. Ayrıca gıybetin sözle olduğu gibi yazı, îma, işaret ve taklit gibi davranışlarla da olabileceği belirtilmiştir.
Bu tür söz ve hareketlerin gerçeği ifade etmesi onun gıybet olma niteliğini değıştirmez. Nitekim, sevgili Peygamberimiz(Aleyhisselatuvesselam) bu konuya dair hadisinde bulunan kusurlarla anmanın gıybet olduğunu, kendisinde bulunmayan bir kusuru ona isnat ederek aleyhinde konuşmanın ise iftira olduğunu bildirmiştir.
İslam alimleri, âyet ve hadislerdeki beyanlara dayanarak, insan onurunu zedeleyen, toplumda dargınlık ve düşmanlıklara yol açan bir davranış olmasını dikkate alarak gıybetın haram olduğundan ittifak etmişlerdir.
Gıybetin yapılması gibi, dinlenmesi de haramdır. İslam alimleri, sözle veya fiîli olarak gıybet edene engel olunması, bunun mümkün olmaması halinde gıybet edilen meclisin terk edilmesi, bunun da münkün olmaması halinde gıybete karşı bir hoşnutsuzluk içinde başka
Seylerle uğraşılmasının gerektiğini belirtmişlerdir.
Gıybet ederek günaha giren bir kimsenin, bu günahından kurtulması için yalnizca tevbe etmesi, Allah tan af ve bağış dilemesi yeterli değildir. Hem tevbe etmesi, hem de kardeşine giderek ondan hakkını helâl etmesi istemelidir. Ancak o zaman günahından kurtulmuş olur. Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (hucurat 12)
Sevgili Peygamber (a.s.m.) gıybeti “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" şeklinde tanımlamış; "Din kardeşinin yüzüne karşı söylemediğin şeyi ardından söylemen gıybettir”
Peygamber (a.s.m.) devam eder: "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun; eğer yoksa bir de iftirada bulundun.” İftira, kusurların en çirkinidir.
Gıybetin en utanç verici biçimidir ki, İmam Gazalî buna ‘münafıkâne gıybet’ demiştir. Gıybeti yapan şöyle der: “Allah affetsin, o da bizim gibi bazen karıştırıyor", "İnşaallah düzelir, daha iyi olur.” Bu gibi sözlerle görünürde hakkında konuştuğu kişiyi sevdiğini, iyiliğini dilediğini demeye çalışmakta; ama gizliden gizliye de o kişinin bozulmuş olduğunu, yanlışlar yaptığını ima etmektedir. Dinleyenin ikiyüzlülüğü de şu şekildedir: "Boşver gitsin, gıybet oluyor." Bunlara benzer sözleri söylerken, aslında gıybeti gerçekten engellemek istemiyor; görünürde aksini savunsa da, içten içe o kişi hakkında gıybet yapılmasından hoşlanıyor. İnsanların sözlerini muhataplarına ara bozmaya yol açacak şekilde taşımak biçimindeki gıybettir. Şöyle der Peygamber(a.s.m.): “Arabozucu, söz taşıyan cennete giremeyecektir." Kur’ân bizi uyarır: Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.(hucurat suresi 6)
GIYBETTEN NASIL KORUNURUZ diye düşünmemiz gerekiyor, güzel ahlak eğitim yapmaliyiz
Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?"
"Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine:
"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam:
"Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."
Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor:
"Ey Allah'ın Resûlü, sana Safiyye'deki şu şu hal yeter!" demiştim. (Bundan memnun kalmadı ve:)
"Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı (denizin suyuna galebe çalıp) ifsad edecekti" buyurdu. Hz. Aişe ilaveten der ki: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi:
"Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiille) taklid etmem. Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile!"
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı.
"Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum.
"Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir."
Müstevrid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim bir müslüman(ı gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. Kime de müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafaat olarak) bir elbise giydirilirse, Allah Teâla Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebebiyle bir makam elde eder (orada salâh ve takva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girer)se Allah Teâla Hazretleri Kıyamet günü onu mürâiler makamına oturtarak (rezil eder ve mürailere münasib azabla azablandırır.
Sa'id İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ribânın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevi şahsiyetini) rencide etmektir."
Muaz İbnu Esed el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim bir mü'mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, Kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder."
Allahım beni, bizi ve gıybeti yapılan kişiyi affet.
Rabbimiz herkesi samimiyeti ölçüsünde muvaffak kıl.
Allahim seni hamdinle tesbih ederim sende başka ilah olmadiğina şehadet ederim senden mağfiret diliyorum sana tevbe ediyorum.
Rabbimiz katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster ve bizi başarılı kıl.
Ey Rabbim! Bana, bize temiz rızık ver ve sâlih amel nasîb et.
Ya Rabbi! Yaratılışımı, vücudumu güzelleştirdiğin gibi, ahlakımıda güzelleştir.
Ya Rabbi! Senden; düzgün bir yaşayış temiz bir ölüm ve mahcup olmayacağım bir geri dönüş huzura varış istiyorum
(amin ecmain) cennete ilk giren kadinCENNETE İLK GİREN KADIN
Hazreti Fatımatüzzehra (r.a.) Hazretleri bir gün babası Peygamberimiz (s.a.s.)'e: -Babacığım cennete ilk önce kadınlardan kim girecek? diye sordu. Peygamberimiz (s.a.s): - Falan mahallede bir kadın var. O kadın ilk cennete girecek kadındır, buyurdular. Hazreti Fatıma çok merak etmişti: -Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu. Hazreti Peygamberimiz: -Senden de evvel girecek. İstersen git de bir tanış. O zaman sen de neden önce onun gireceğini öğrenirsin, buyurdular. Hazreti Fatıma'nın o kadın hakkındaki merakı iyice artmıştı. Bir gün kadının evini sora sora buldu, kapısını çaldı. İçerden ihtiyar bir kadın sesi duyuldu: -Kim o? Hazreti Fatıma, kendisini tanıtıp görüşmek istediğini söylediğinde kadın: -Canım sana feda ey Allah Resulünün kızı sizinle çok görüşmek arzu ederdim. Fakat dışarı çıkamadığım için ziyaretinize gelemedim. Kocamdan izin almadan size kapıyı açamayacağım. Sizden çok özür dilerim. Yarın gelirseniz içeri girmeniz için izin alır kapıyı açarım, görüşürüz, dedi. Hazreti Fatıma geri gitti, kadın da meseleyi anlatıp kocasından izin aldı. İkinci gün kadınla görüşeceğine emin olarak gelen Hazreti Fatıma yanına Hazreti Hasan'ı da alarak geldi. Kadının kapısını çalarak geldiğini bildirdi. Fakat kadın Hazreti Fatıma'nın yanında bir çocuk bulunduğunun farkına varmıştı. Hazreti Fatıma'ya: -Yanınızda bir de çocuk var. Ben yalnız sizin için izin almıştım. İçeri siz girebilirsiniz, fakat çocuk dışarıda kalır. İsterseniz yarın gelin onun için de izin alayım, beraber içeri girersiniz, dedi. Hazreti Fatıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü. Üçüncü gün yanına Hazreti Hüseyin'i de alarak gitmişti. Kapıda yine aynı durumla karşılaşarak Hüseyin'i içeri alamayınca geri dönmek zorunda kaldı. Üçüncü gün üçü birden gittiklerinde kadın kocasından her üçü içinde izin almıştı. İçeri girdiler. Hazreti Fatıma bir de baktı ki, içerden kendisini karşılayan dışarıda sesinden tanıdığı kadın değil. Genç ve güzel bir kadın... Hayretle sordu: -Sizinle dışardan konuşurken sesiniz başka idi, şimdi başka, bu nasıl oluyor? dedi. Kadın: -Sizinle konuşurken sesim dışarı çıkmakta idi. Ben de sesimi yabancı erkek duyar da günaha girerim diye ağzıma taş parçası alarak konuşuyordum. Şimdi ise o taşı çıkardım, dedi. Hazreti Fatıma'nın gözleri yaşarmıştı. Babasının neden cennete evvela bu kadının gireceğini söylediğini anladı. Kadın Hazreti Fatıma (r.a.)'ya: -Ey Allah Resûlünün kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyor muyum? Allah beni kocama itaatsizlikten dolayı hesaba çeker diye korkuyorum, dedi. Hazreti Fatıma babasının müjdesini bildirdi: -Hayır! Sen bilakis babamın cennete ilk girecek kadın diye müjdelediği birisin. Hiçbir kadın sizin yaptığınızın onda birini bile yapamaz, dedi. Ve cennete ilk girecek olan kadınla bir hayli sohbet ettikten sonra müsaade isteyerek oradan ayrıldı. bir hadis_Olgun bir mü’min
Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor: "Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?" Dede tatlı bir gülücükle: "Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince torun: "Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der. Dede: "Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." diye cevap verir. Torun yeniden sorar: "Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?"
"Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!" ikazını yapıyordu o ezan. İşte yavrum öMüR, EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme. ömrünü dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!"
|
|
|